Alexander’ın New York’taki sınırlı vaktinin dolması ve ülkesine dönerek taht sorumluluklarını üstlenmek zorunda kalmasıyla başlar. Harper, profesyonel sınırları koruması gerektiğini bilse de kalbine söz geçiremez hale gelmiştir; Alexander ise kraliyet unvanı ile Manhattan'da bulduğu gerçek aşk arasında sıkışıp kalır. Film, bu noktadan sonra sıradan bir asistan ile bir prensin geleceksinin ne kadar gerçekçi olabileceğini sorgulayan, fedakarlık ve seçimler üzerine kurulu duygusal bir tona bürünür.