İngiliz ve Alman ortak yapımı olan film, muazzam set tasarımları ve tarihi İngiliz müze mekanlarında kurulan fiziksel atmosferiyle yüksek bir sinematografik kalite vaat ediyor. Katharine'in etrafındaki boğucu sosyal kurallar yıkılırken, annesiyle birlikte yürüttüğü edebi çalışmalar onun iç dünyasındaki karmaşayı daha da görünür kılıyor. Karakterlerin yüzleşmek zorunda kaldığı bu toplumsal baskılar, seyirciyi baştan sona "Kendi hayatını yaşamak mı, yoksa topluma boyun eğmek mi?" sorusunun paranoyasıyla baş başa bırakıyor.