Cennetten bir köşe gibi görünen parlak ve güneşli bir banliyö kasabası, dondurma arabasının gelişiyle tekinsiz bir yere dönüşür. Görsel olarak rengârenk başlayan yaz günleri, çocukların değişimiyle birlikte yerini hızla karanlık ve tekinsiz bir atmosfere bırakır. Mekânın bu ani ve keskin dönüşümü, izleyicideki klostrofobi ve kapana kısılmışlık hissini zirveye çıkarır.