Estonya’nın o balta girmemiş, kasvetli ve gri sislerle kaplı ormanlarında çekilen film, doğayı adeta yaşayan, acımasız bir başrol oyuncusu olarak konumlandırıyor. Azrael, açık alanda olmasına rağmen, arkasındaki tarikat üyeleri ve önündeki bilinmeyen canavarlar yüzünden muazzam bir klostrofobi hissi yaşıyor. Bataklıklar, keskin çalılar ve karanlık mağaralar, karakterin kaçış yolunu pürüzsüz bir ölüm tuzağına dönüştürüyor. Doğanın çiğ gerçekliğinin, insanın içindeki vahşetle birleştiği görsel açıdan son derece tekinsiz bir atmosfer sunuluyor.