Fransız Cezayiri'nin sosyo-politik fonunda şekillenen bu suç ve dram filminde, insan psikolojisinin en yalın ve maskesiz hali gözler önüne seriliyor. Meursault, kaderin onu sürüklediği o trajik kumsal anına kadar hayatı sadece bir gözlemci gibi yaşıyor. Yakalandıktan sonra ise adalet sistemi, onun pişmanlık duymasını veya toplumun duymak istediği kelimeleri söylemesini beklerken o, kendi absürt gerçeğine sadık kalıyor.